ayrılarak

1. disengaging (prep.) 2. splitting (prep.) 3. departing (prep.)

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • büyütülmek — nsz Büyütme işi yapılmak Resmi ötekilerden ayrılarak büyütülmüştür. F. R. Atay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çözümlenmek — nsz 1) Çözümleme işine konu olmak 2) mat. Onluk sayma düzeninde, sayılar basamak değerlerine ayrılarak yazılmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • diaspora — is., Yun. 1) Herhangi bir ulusun veya inanç mensuplarının ana yurtları dışında azınlık olarak yaşadıkları yer 2) Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu, kopuntu 3) Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • düşmek — e, er 1) Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek Havada uçan kuş vurulmuş gibi birdenbire sokağa düşüyor. R. N. Güntekin 2) den Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • göçmen — sf. 1) Kendi ülkesinden ayrılarak yerleşmek için başka ülkeye giden (kimse, aile veya topluluk), muhacir Ama biz de yeni göçmeniz, hâlden anlarız. N. Araz 2) Sıcak iklimli ülkelere giden (hayvan) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kıtlama şekeri — is. Küçük parçalara ayrılarak çay içerken kullanılan sert şeker …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • parçalı — sf. 1) Birden çok parçadan oluşmuş Parçalı etekler moda. 2) Mobilyacılıkta, parçalara ayrılarak yeniden başka biçimlerde oluşturulabilen, modüler Birleşik Sözler parçalı bohça …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • serbest çalışma — is. Belli bir iş yerine bağlı kalmaksızın yapılan iş Askerlikten sonra iki yıl adliyede mübaşirlik yapmış, sonra kendi deyimiyle devlet kapısından ayrılarak serbest çalışmayı seçmişti. N. Cumalı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Şiilik — is., ği, öz. Hz. Muhammed in ölümünden sonra, damadı Ali nin ilk halife ve imametin ancak onun soyundan gelenlere ait olduğunu kabul edenlerin, Sünnilerden ayrılarak kurdukları mezhep, Şia …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • vakıf — is., kfı, Ar. vaḳf 1) Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmî bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para 2) Bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk ve paranın idare… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • varyant — is., Fr. variante 1) Bir yol şebekesi üzerinde, belli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol, yan yol 2) ed. Masal, efsane, bilmece, oyun, gelenek vb. bir metnin, bir eserin, bir olayın aslından az çok …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.